Biyolojik, psikolojik, sosyal ve çevresel boyutları olan bağımlılık tıpkı bir salgın hastalık gibi dünyayı etkileyen bir halk sağlığı sorunudur. Bağımlılığın pek çok tanımı bulunmakla birlikte günümüzde en yaygın kabul gören tanım; çok faktörlü etkenlerin devreye girmesi ve beyindeki ödül sisteminin bozulmasıyla ortaya çıkan kronik bir beyin hastalığı olduğudur (Suveren, 2024; Tokur Kesgin, 2024).
Bu tanım dikkatle incelendiğinde, bağımlılığın tedavisi mümkün bir hastalık olduğu, ancak bu sürecin uzun süreli takip ve destek gerektirebileceği anlaşılmaktadır. Bağımlılık sürecinde kişi zaman zaman bırakmayı başarabilir, ancak çeşitli tetikleyiciler, stres, sosyal çevre veya eski alışkanlıklar yeniden kullanma isteğine yol açabilir. Bu nedenle bağımlılıkla mücadelede yalnızca bireyin değil, ailenin ve sosyal çevrenin desteği de önemlidir. Bu uzun ve zorlu süreçlere maruz kalmamak için bağımlılıktan korunma yollarının bilinmesi ve uygulanması büyük önem taşımaktadır.
BAĞIMLILIKTAN KORUNMAK
Bağımlılıktan korunmak için yaşamdaki boşlukları anlamlı aktivitelerle doldurmak çok önemlidir. Bu nedenle, özellikle çocukluk ve gençlik dönemlerinde aile ve arkadaşlar ile sağlıklı bağlar kurmak gerekir. Bireyin doğru iletişim yollarını kullanarak kendini ifade edebilmesi, özgüvenini artıran beceriler kazanması, akranların ısrarlarına “hayır diyebilmeyi” öğrenmesi, spor, sanat, doğa ile iç içe olan aktiviteler yapmaya teşvik edilmesi, hobiler edinmesi, duygularını tanıyabilmesi ve yönetebilmesi önemlidir (Wood, 2025).
Doç. Dr. Makbule TOKUR KESGİN ‘in makalesinin tamamını okumak için link’e tıklayınız.
