Dr. Ayhan ÖZKAN
İçişleri Bakanlığı Hukuk Müşaviri
Seksenler öncesi kuşaklara kıyasla bir yandan olumlu yönleri, öte yandan olumsuz yönleri ile gençlerin yaşamına tesir eden bu etkenler çerçevesinde günümüz gençliğinin muhatap olduğu sorunlara da göz atmakta fayda bulunmaktadır.
Gençlik dönemini; biyolojik, psikolojik, ahlâkî ve sosyal açıdan gelgitlerle dolu bir arayış, bir değişim, gelişim, olgunlaşma, bir dünya görüşü, bir hayat felsefesi, bir değer sistemi arama, bir kimlik ve kişilik inşa etme dönemi olarak tanımlayabiliriz. Buna göre yapılan birçok araştırma sonuçları, gençlerimize sağlam bir dünya görüşü, bir değer sistemi ve bir kimlik kazandıramadığımızı ortaya koymaktadır. Gelecek nesil meselesi, bir kültür ve medeniyet davasıdır. Nesil, bir ülkenin, bir milletin ve bir devletin geleceğidir. Neslin kaybı; ülkenin, milletin ve devletin kaybı demektir. Bu sebeple nesil meselesi, sadece ailenin meselesi olmayıp, topyekûn bir milletin, siyasetin ve devletin meselesidir. Siyasetin, kısır meselelerle uğraşmaktan kurtulup, geleceğimiz olan neslin inşasına yönelmesi, şarttır, elzemdir ve zorunludur. Bu noktada siyasetin sorumluluğu büyüktür. Yeni neslin en temel özelliği, benmerkezci oluşu; en vazgeçilmez değeri ise, özgürlüktür. Sınırları çizilmemiş bir özgürlük anlayışının vücut verdiği, ortaya çıkardığı bir hayat tarzı modeli, tedbir alınmadığı takdirde, tüm değer sistemimizi tahrip edebilir.
Gençlik üzerinde değişik zamanlarda yapılmış bazı çalışmalardan da yararlanarak, gençliğin mevcut durumunu, istatistikî bilgilere girmeden, aşağıdaki gibi özetleyebiliriz:
• Sigara, alkol, kumar, uyuşturucu kullanma eğiliminde artış, bunları meşru görmek.
• Şiddete eğilim göstermek.
• Bilgisayar ve internet bağımlılığında artış.
• Ferdileşmek, yalnızlaşmak, sanallaşmak.
• İletişim kopukluğu, sosyal bağlılık ve dayanışma ruhunun yok olması.
• Davranış bozukluğu, psikolojik olarak gel git yaşamak.
• Parçalanmış kimlik-kişilik, kendine belirlediği kimlikle düşünce ve davranışlarının uyuşmaması, tezatlı davranış, şizofren/melez kimlik.
• Toplumsal değerlere yabancılaşma, değer yargılarında zedelenme.
• Kavramsal kargaşa, zihinsel kirlenme; ateizm, ahlâk, iffet, hayâ, vefa, aile, mahremiyet, nikâh, nikâhsız birliktelik, zina, eşcinsellik, aşk.
• Başkalarına karşı güven kaybı, kendisine karşı güvenme ile güvenmeme arasında gidip gelme (özgüven kaybı),
• Kuşaklar arası çatışma ile oluşan güven bunalımı,
• “Her şeyi bilir” psikolojisinde olmak.
• Gelecek korkusu ve ülkeden göç etme isteği.
• Kendini sorumlu hissetmemek; fakat başkalarını sorumlu tutmak. Sorumluluk ve yükümlülük duygusu ile alay etmek; çevresini, kendine karşı sorumlu saymak,
• Birlikte yaşadıklarını kendine mecbur saymak, kendini kimseye karşı mecbur saymamak.
• Kendini ifade edebilecek, meramını anlatabilecek tarzda lisana hâkim olamamak.
• Her şeye sahip olma hakkını kendinde görmek; “Buna hakkım var mı?” gibi bir soruyu sormamak. Köşe dönmeci zihniyet, maddiyatçılık eğilimi,
• Sahip olduğu şeylerin kıymetini bilmemek ve umursamamak.
• Sınırsız bir tüketici ve kullanıcı özelliği sergilemek, marka tutkusu, gösteriş.
• Elde etmek istedikleri ile haklı olmak arasında bir ilişki kurmamak. Elde etmek istediklerinde kendini haklı saymak (emeğin, değer olarak önemini kaybetmesi),
• Anormal giyim tarzı.
• Aşırı uyku uyuma.
• Erken ergenleşme.
• Günlük ve anlık yaşamak, geleceğe yönelik plan yapmamak.
• Bilgiye kendi çıkarı için ilgi duymak, bilgiyi paylaşmamak.
• Genel olarak paylaşım duygusundan yoksunluk.
• Rol modellerini, bilim adamları, düşünürler, din adamları ve siyasetçilerden seçme yerine, popüler öğelerden seçme.
Gençlikle ilgili yapılmış çalışmalardan, devlet ricalinin değişik zamanlarda yaptığı açıklamalardan ve yayınlanmış anılardan yararlanarak, gençliği olumsuz olarak etkileyen faktörleri de aile içi ve aile dışı faktörler olarak iki sınıfta toplayabiliriz:
Aile İçi Faktörler:
• Aile ortamının etkisi.
• Ailenin parçalanması/yıkılması.
• Evin otelleşmesi.
• Sorunların konuşulmaması.
• Çocuklara ilgisizlik.
• Aile içi yanlış eğitim.
• Sevgi ve şefkat eksikliği.
• Doğru iletişim kurulamaması.
• Akraba çevresinin etkisi.
• Cinsellik konusunda yanlış bilgilenme.
• Ekonomik sıkıntılar.
• İnanç eğitimi yetersizliği.
. Ahlaki değerlerin temellendirilememesi.
Aile Dışı Faktörler
• Küresel Güçlerin etkisi (Siyonizm, ABD, AB, yabancı istihbarat örgütleri…).
• Uyuşturucu, Kumar ve Fuhuş mafyasının etkisi.
• Bir kısım medyada yer alan diziler, filmler ve özel programların etkisi.
• İnternet ve sosyal medyanın etkisi.
• Batı ve doğu medeniyet değerlerinin çatışması ile oluşan şizofreni.
• Yanlış eğitim politikası.
• Yanlış kentleşme politikası.
• İşsizlik, iş bulamama korkusu.
• Okuyamama korkusu.
Bu faktörlerin çatışmasının meydana getirdiği ortam, gençlikte kimlik ve kişilik krizine sebebiyet vermiştir.
Gençliğin Yapması Gerekenler
Gençliği hedef alan ya da gençliğin yaşam alanını belirleyen tüm bu olumsuz faktörlere rağmen, genelde muhatap oldukları tüm sorunların, konumuz itibariyle özelde de uyuşturucu sorununun üstesinden gelebilme ve bertaraf edebilme noktasında gençliğin kendi iradi ve inisiyatifi duruşu ile alabileceği önlemler ve yapması gerekenler fazlasıyla mevcuttur. Bunları ana başlıkları ile irdelemek gerekir.
1-Gençlik toplumda ayakta kalabilecek kadar, önce yaşadığımız çağı uyabilecek, anlayabilecek kadar; sonra da çağı yakalayabilecek, çağa hitap edebilecek ve çağı yönetebilecek kadar asgari bir eğitime ve donatılara sahip olmalıdır. Bu aynı zamanda küresel dünyanın bir vatandaşı olabilmek ve bu dünyanın sunduğu hak ve fırsatlardan gerektiği ölçüde yararlanabilmek için de olmazsa olmaz şartlardandır.
2-Günümüzün gençliği her şeyden önce “profesyonel birey” olmak zorundadır. Zira birey olmak; bir disiplin çerçevesinde aklını kullanmak ve aldığı kararların sorumluluğunu da yüklenmektir.
3-Vatandaş olmak zorundadır. Vatandaş yaşadığı toplumun değerler sistemi, devletinin nizam düzeni içerisinde görev ve sorumluluklarını yerine getiren kişidir.
4-Gençlik dünyada ve yaşadığı toplumdaki değişim ve dönüşüme koşut olarak, kendisini, yakın çevresini ve işini yönetebilecek çağcıl ve entelektüel donanıma sahip olmalıdır. Çağımızda bilgi güç demektir. Bunun yolu da okumak, araştırmak, incelemek, gezmek, kısacası “farkında olmak” tan geçer.
5-Gençlik çevresindeki olaylara ve kendilerini çevreleyen tehlikelere karşı duyarlı olmak, bu konularda bilgilenmek, bilinçlenmek yükümlülüğündedir. Toplumda ve çevresinde gelişen her olayı dert edinmek zorundadır. Toplumsal yaşamı etkileyen unsurların ve tehlikelerin ayrımında olmalıdır. Kendilerini ilgilendirmese de toplumda yaralar açabilecek her durum karşısında tavır alma becerilerini geliştirmeleri gerekir. Duyarlılık yeteneğini geliştirmelidirler ki bu olgulara dair harekât tarzının belirleyebilsinler.
6-Gençlik kendine hâkim olmak zorundadır. Bunun yolu kendini tanımaktan geçer. Kendini tanımayan, şifrelerini çözemeyen kişi, kendisini yönetemez. Dolayısıyla çevresinde kendisine hükmetme pozisyonu olan olguları da yönetemez. Güçlü ve zayıf yönlerini kontrol edemez.
7-Gençlik temel liderlik becerilerini öğrenmelidir. Her ne kadar liderlik belli oranda doğuştan gelen yeteneklerle ilişkili görülse de geliştirilebilir yönleri daha çoktur. Liderlik kişinin üstlendiği işleri layıkı ile tamamlamasının, etkileşim içinde bulunduğu çevreye müdahil olmasının, karşılaştığı olumsuzluklara karşı direnç oluşturmasının da bir yoludur.
8- “Duygusal Zeka”sını geliştirilmelidir. Duygusal zekâ, bilişsel zekaya nazaran geliştirilebilir bir olgudur ve günümüz toplumunda bireyin güç kaynaklarından birisidir, belki de en temel olanıdır. Bireyi dirayetli kılan, lider duruşlu yapan, sosyal ilişkilerini pekiştiren, çağcıl olmasına katkı sağlayan ve henüz yeterince keşfedilmemiş bir olgudur.
9-Gençlik motivasyonunu kuvvetli tutmalıdır. İçsel ve dışsal motivasyon unsurlarının belirleyicisi olmalıdır.
10-İletişim becerisini geliştirmelidir. Toplumda kendisiyle ve çevresiyle iletişim becerisi güçlü olanların karşılaştıkları olumsuzluklarla baş edebilme yeteneklerinin oldukça yüksek olduğu görülmektedir.
11-Empati yeteneğinin geliştirilmesi gerekir. Eskilerin deyimiyle ve en yakın anlamıyla toplumla “hemhal” olmak, bir olmaya çalışmaları gerekir. Bu “diğerkam” olmanın da kapılarını açar. “Empati yeteneği güçlü bireylerin olumsuzluklar karşısında daha çözüm üretici davranışlar sergiledikleri artık herkesin malumudur.
12.Sorumluluk duygusunun geliştirilmesi gerekir. Unutmayalım ki başta kendimize, yakın çevremize, içinde bulunduğumuz topluma, devletimize, dünyaya ve insanlığa karşı ödevlerimiz vardır. Bunları hakkınca yerine getirmek de sorumluluk duygusuyla eşdeğer giden bir olgudur.
13-Gençler toplumda gönüllülük faaliyetinde bulunmalıdır. Bu unsur sosyal yardımlaşma ve dayanışma ile paylaşmanın temelidir. Toplumdaki birçok olumsuz unsur ancak bireylerin gönüllü eylemleriyle yok edilebilir.
14-Gençler Sivil Toplum Kuruluşları nezdinde rol üstlenmeli ve sosyal sorumluluk faaliyetlerine etkin olarak katılmalıdır. Toplumsal dinamikleri harekete geçirmenin, ortak bir sinerji yaratmanın yolu budur.
15- Gençler toplumsal değerlere yabancılaşmamalı; bunlarla çatışmak yerine, çağcıl standartlara uygun bir normda iyileştirme gayretinde olmalıdırlar.
16- Fizyolojik, biyolojik, psikolojik ve sosyolojik olarak kendilerine zararı olacak maddi ve manevi unsurlara karşı mesafeli durmaları, bunlara karşı dirençli olmaları gerekir. Bu da kuvvetli bir ahlaki, felsefi, eğitimsel ve kültürel kazanımı gerektirir.
17-Gençlerin her türlü olumsuzluğa ve mücadele etmek durumunda kalacakları koşullara karşı inanç sistemlerini güçlendirmeleri zorunludur.
18-” Ben” duygusunu yenerek, “biz” duygusuna varmaları elzemdir. Günümüz dünyasında daha toplumcu düşünme zorunluluğu “insan” ve “birey” olmanın temel gerekliliğidir artık. “Biz” olabilme olgusu, “her şeyi ben bilirim” psikolojisinden de korur insanı.
19-Başta kendilerine, çevrelerine ve topluma güvenmeleri, her şeyden önce “var olma”nın temelidir. Çevremizdekilere duyulan güven, özgüvenli olmanın da besleneceği temel kaynaktır. Geleceğe dair kaygıların yok edilmesinde çok önemlidir.
20- “Çokluk” içinde “yokluk” yaşamak toplumumuzun ana ve marazi bir zafiyetidir. Gençlerin kalabalıklar içinde yalnızlaşmamaları, sanallaşmamaları gerekir. Doğru arkadaş ve akran grupları içerisinde yer almaları “ait olma” ve “aidiyet” duygusunun da tatmin aracıdır. “Boşlukta hissetme” yi önlemenin asli unsurudur.
21-Gençler geleceklerine ilişkin bir “yol haritası” çizmek, örnek alacakları “rol model”leri belirlemek, hedefleri doğrultusunda çalışmak zorundadır. Hedefi olmayan birey, pimi çekilmiş bomba gibidir, nerede patlayacağı belli olmaz. Hedef belirlemek ve hedefe odaklanmak geleceğin “vizyoner vatandaş”ını oluşturmanın da ilk adımıdır.
22-Gençler “özenti” ve “merak” duygularına gem vurabilmeli, “moda” ve “çevreye uyma” havasını kontrol edebilmelidir.
23.Gençlik kendisini “İnternet ve sosyal medyanın” etkisinden de koruyabilmelidir. Sanal etkileşimlerin kendi iradesine ve inisiyatifine ipotek koymasına izin vermemelidir.
24-Karşılaştıkları sorunlarla yüzleşmeyi öğrenmeleri gerekir. Sorunlarla baş etme yeteneklerini geliştirmeleri gerekir. Bu eskilerin deyimiyle “duruma vaziyet etmektir”. Sorunu yönetme becerisidir. Yeni tabiriyle “kriz yönetimi”dir.
25-Gençler “ihbar yükümlülükleri” çerçevesinde görevlerini yerine getirmelidir. Toplumda şahit oldukları suç unsurlarını devletin ilgili kurumları ile paylaşma kültürünü kurumsallaştırmaları gerekir. Özellikle uyuşturucuya ilişkin suçlarda bunun önemli ve olumlu etkileri olacaktır.
26-Kendilerini gerçekleştirmenin yolunu bulmalıdırlar. Maslow’un “ihtiyaçlar piramidi” nin de en üst basamağında vurgulandığı gibi her bireyin ihtiyacı duyduğu ve genellikle de tıkandığı “kendisini gerçekleştirme” olgusudur. Eğitim, kültür ve ekonomik yetkinlik anlamında üst düzey grupta bulunan gençler de özellikle ve çoğunlukla bu noktada bocalamaktadır. Çıkış yolu olarak da uyuşturucu, alkol v.s. yollara başvurmaktadır. Burada gençlerin ayrımında olmaları gereken husus, özlerinde yatan yetenekleri ve özellikleri çerçevesinde kendilerini ifade etmeleri, kendilerini gerçekleştirmeleridir.
Kimi gençlerin belirtilen bu hususları kendi kimlik ve kişilik özellikleriyle yaşama geçirme fırsatları kısmen doğuştan var olan, kısmen de öğrenme yoluyla sonradan kazandıkları yetileriyle zaten mevcuttur. Önemli olan sorunlarla baş etme noktasında yetileri ve özgüven eksikliği nedeniyle desteğe muhtaç olan gençleri sorunların çözümüne ortak kılabilmektir. Bu konuda birincil görev ailelere, devlete ve yerel yönetişim birimlerine düşmektedir.
Yerel Yönetişim Birimlerine Düşen Görevler
1-Gençlere yönelik ve gençlerin muhatap olduğu konularda gençlerle “birlikte çalışma” ve onlarla “birlikte karar alma” kültürünü içselleştirmelidir.
2-Her bir gence “sosyal sorumluluk” ve “gönüllülük” odaklı projeler içerisinde rol yüklenmelidir. Bir çalışma içerisinde yer alması sağlanmalıdır. Kurumlar projelerini gençlerle çimlendirmelidir.
3-Gençlere yönelik liderlik, yönlendirme ve rehberlik hizmetleri ilgili yerel yönetişim birimleri tarafından aksatılmadan yürütülmelidir.
4-Toplumu ve gençliği hedef alan ve tehdit eden, özellikle uyuşturucu gibi konularda bilgilendirme, bilinçlendirme ve farkındalık çalışmaları ilgili kurumlar tarafından ve aksatılmadan yapılmalıdır.
5-Gençliğin ilgi ve etkinlik alanlarındaki faaliyetler, yerel yönetişim birimleri tarafından yeterli ölçüde bütçelenmelidir.
6-Her bir gencin bir Sivil Toplum Kuruluşu’nda rol üstlenmesi için özendirici yönlendirmeler ve teşvikler yapılmalıdır.
7-Gençleri aktif ve enerjik tutacak, boş zamanlarında toplumla bütünleşebilecekleri faaliyet alanları yaratılmalıdır.
8-Gençlerin toplum içindeki davranışları, eylemleri, tepkimeleri ve bunların sosyolojik sonuçları sürekli gözlenmeli ve akademik kuruluşlarca değerlendirilmelidir. İnce ve hassas bir toplum mühendisliği ile gençliğe ve topluma zararlar oluşturabilecek unsurlara ulaşmalarının ve tanışmalarının daha da önemlisi özenti duymalarının önüne geçilmelidir.
9-Yerel Yönetişim Birimleri toplumda yaralar açabilecek sorunların çözümlenmesi sürecine gençleri ortak edebilmeli; onları yasal zeminde, etik kurallar bağlamında ve toplumca üzerinde oydaşımmış değerler sistemi içerisinde örgütlemelidir.
10-Elbette ve hiç kuşkusuz ki yerel yönetişim birimleri yöneticilerinin bugünkü gençliğin profili, yaşadığı sorunlar, maruz kaldıkları tehditler konusunda bilgi, bilinç ve farkındalık düzeylerinin gelişmiş olması gerekir.
11-Yerel Yönetişim Birimleri üst düzey yöneticileri sorumlu oldukları işler içerisinde, özellikle gençlerin muhatap oldukları sorunları öncelemelidir.
Sonuç
Gençliği hedef alan ya da gençliğin yaşam alanını belirleyen tüm bu olumsuz faktörlere rağmen, genelde muhatap oldukları tüm sorunların üstesinden gelebilme ve bertaraf edebilme noktasında gençliğin kendi iradi ve inisiyatifi duruşu ile elbette alabileceği önlemler ve yapması gerekenler fazlasıyla mevcuttur.
Kimi gençlerin belirtilen bu hususları kendi kimlik ve kişilik özellikleriyle yaşama geçirme fırsatları kısmen doğuştan var olan, kısmen de öğrenme yoluyla sonradan kazandıkları yetileriyle zaten mevcut olmakla birlikte; bu konuda birincil görev yine de ailelere, devlete ve yerel yönetişim birimlerine düşmektedir.
